“Rekabet (antitröst) hukuku ile anti-damping arasında ne gibi bir ilişki olabilir ki? İkisi tamamıyla farklı dünyaların kavramları…” Bu tezi yazmak için kolları sıvadığımda Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan bir arkadaşım aynen bunları demişti bana…
Bu nedenle bu tez iki farklı dünyanın kavramlarını bir araya getirmesi, aralarındaki etkileşimi incelemesi açısından bir ilk… Dahası, tezde bu netlikte vurgulanmamış olsa da iş dünyası, bürokrasi ve siyaset dünyası açısından önemli bir noktayı gündeme taşıyor: Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinde Rekabet Faslı’nı kapatmayı başarabilirsek, AB’nin Türkiye menşeli ürünlere anti-damping vb. ticaret tedbirleri uygulaması imkanı kalmayacak…
Bu çerçevede çalışmada yer alan hususlar şu şekilde özetlenebilir:
Hakim durumda olan bir teşebbüsün rakiplerini pazarın dışına itmek amacı ile yapmış olduğu yıkıcı fiyat uygulaması, sık rastlanan bir ihlâl değildir ve yıkıcı fiyat uygulamasının sağlıklı rekabetin doğal sonucu olan fiyat kırma ile karıştırılmaması gerekir. Bu nedenle, yıkıcı fiyat uygulaması olup olmadığının tespitinde teşebbüsün gücü, pazarın yapısı ve fiyat-maliyet ilişkisi sıkı bir şekilde analiz edilmesi ve müdahaleden mümkün olduğunca kaçınılması gerekmektedir.
Damping, gerek teorik çerçevesi gerekse tespit edilmesi açısından yıkıcı fiyat uygulamasından farklıdır ve anti-damping tedbirleri iç piyasadaki rekabetin kısıtlanması sonucunu doğururlar. Bu nedenle, anti-damping tedbirlerinin yerini rekabet kurallarının alması önerilebilir. Ancak, uluslararası alanda rekabet hukukunun uygulanmasında karşılaşılan güçlükler nedeniyle, anti-damping tedbirlerinden tümüyle vazgeçmek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Diğer yandan, gümrük birlikleri söz konusu önerinin gerçekleştirilebilmesi için ideal bir ortam oluşturmaktadırlar.
Avrupa Birliği ve ANZCERTA’daki uygulamalar, anti-dampingin yerini rekabet kurallarının alabileceğini kanıtlamıştır.Konuya Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği kuralları açısından yaklaşıldığında da bu mümkün görünmektedir. 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 44’üncü maddesi çerçevesinde anti-damping uygulamalarının askıya alınabilmesi için, iki piyasanın da tamamıyla açık olması ve iki piyasada da rekabet kurallarının aynı şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu durum, Rekabet Kurumu’nun muafiyet ve pazara giriş engelleri değerlendirmelerinde bu konuyu dikkate almasını ve uygulamalarının AB uygulamasına yakınlaştırılması konusuna özel bir önem atfetmesini gerekli kılmaktadır.
Diğer yandan, mevcut kurallar çerçevesinde taraflardan herhangi birinin ülkesindeki teşebbüslerden kaynaklanacak ve diğer tarafı etkileyecek ihlaller söz konusu olduğunda, OKK ile öngörülen düzenlemelerin yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu nedenle, mevcut kuralların ANZCERTA örneğinde olduğu gibi değiştirilmesi gerekmekte ve bu süreçte Rekabet Kurumu’na önemli görevler düşmektedir.
Çalışmanın Türü: Uzmanlık Tezi / Kitap
Çalışmanın Dili : Türkçe
Telif Hakkı : Rekabet Kurumu’na aittir.
Referans : EKDİ, Barış, Gümrük Birliği Çerçevesinde Damping ve Yıkıcı Fiyat Uygulamaları, Rekabet Kurumu Yayınları -Uzmanlık Tezi , 2003.
Çalışmayı PDF formatında görüntülemek için yandaki simgenin üzerine tıklayınız: :
